25 Mart 2009 Çarşamba

Madem Hergün Devam Ediyor, Bizden de Devamı Gelecek (Kartpostal)






10 yorum:

  1. şahane süper bayıldım da ne bu şimdi

    YanıtlaSil
  2. "Auschwitz'den sonra şiir yazılamaz."

    T. W. Adorno demişti

    YanıtlaSil
  3. Sonuncuya itirazım var. Köy enstitüsüyle toplama kampını karşılaştırmak bana mantıksız geldi.

    YanıtlaSil
  4. merhaba, sizin yanıt ve soru alanınızın, fikir alanınızın burada yaptıklarınız olduğunu biliyorum. ancak, eğer köy enstitülerinin şu an yaşadığımız sefil eğitimden daha iyi olduğunu kanıtlarsanız sevinirim. daha doğrusu, birkaç kitap ismi, birkaç makale, daha doğrusu, kaynak gösterebilirseniz çok sevineceğim. çünkü sorduğunuz soru, gerçekten çok büyük.

    YanıtlaSil
  5. teşekkürler ...

    YanıtlaSil
  6. burada ki problem(keman çalan adam), insanlara yön verme gayretinde(en hafif tabiriyle)olan her türlü kurumla olan hesaplaşmadır.Şiddetin çeşitli (simulark*) formlarının olduğunu da unutmamak gerekir.İnsanları gaza boğmak ağır bir örnekdir evet, ama zorla onlara sosyo-kültürel ve "yaşamsal"dayatmayı içereni hafiftir denilemez ki.
    Bu örnek de kasdedilen oldukça aydınlanmacı/modernist (ve ayrıca jakoben)bir dayatmadır.Bu dayatma biçimi de diğer benzerleri gibi tabi ki karşı duruşu hak eder.

    YanıtlaSil
  7. kültürel dayatmayı bir yaşama uygulamak ona iyi bir etğitim vermek gibi gözükebilir, nedir, keman -ki yüksek kültürel bir düzeyi çağrıştırabilmektedir- çalıyor, okulunda ''iyi'' bir eğitim alıp köy yaşamıyla ulaşamayacağı hayat standartlarına ulaşmak için fırsat tanınıyordur, toplumda yararlı bir insan oluyordur ama unutmamak gerekir ki dayatılmışa sığınarak, bunu kabul edip yaşayabilir ancak, çünkü ne keman çalıyordur aslında ne de müzikle uğraşıyordur. ancak kendini yararlı, gerekli hissedebildiği yaşamın gereklerini birilerinin istediği gibi uyguluyordur. bu durumda yaşamdan söz edilebilir mi? yararcı düşünmeyi bırakın iyi bir eğitimden daha önemli şeyler var, yaşamını seçebilmek, istediğin zaman hayır diyebilmek gibi. geçmişinde ne kadar sefil bir durumda olduğunu unutmayacaktır o genç ki olduğu yaşamdan memnun olabilsin. ''işte beni kurtardılar, beni yararlı hale getirdiler''diyebilsin. bunu bırakırsa hep dayatılmış ve içeriksel olarak değil ancak göstergelerine bağlandığından hiç ait olmadığı yaşamla yüzleşecektir: duyguları yoğunlaştığı zaman keman çalar insan, keman çalınmasını istediğinde ise ancak doğru notaya basmak için baskı hisseder içinde: gereksinimden değil bazı şeylerden kurtulmak, bazı şeylere ait olmak için iradeyi yönlendirmek, buna zorunda olmak, zorunda olduğunu doğrulamak için doğrular üretip hep bunları doğrulamak için bakmak. keman çalmanın örneklediği rezil durumun her yere yayılmadığını sanmayın, çoğu yerde bu hisle hareket etmek zorunda kalacaktır bu gençler. bu bir dram değildirde nedir?

    YanıtlaSil
  8. oturma odasinda bacak bacak ustune atanlardan sesler geliyor yemekle ilgili. koy enstituleri mutfaktir.bir mutfaga buyurun once. aydinlanma ve insanligin evrimi olmasaydi bunlari soyluyor olmayacaktiniz. koy enstituleri anadolunun yuzlerce yillik karanligina care icin birseyler yapmak isteyenlerin somut adimiydi. sanirim koy enstitulerinden once tum yonleriyle egitim olgusunu tartismak durumundayiz, ayrica koy enstitulerini keman uzerinden konusmayi art niyetli ve sig buluyorum,,

    YanıtlaSil
  9. şükür ki şimdi imam hatipler var- yüksek arap kültürüyle beyinleri yıkayan...

    YanıtlaSil
  10. halka göre şerbet vermek lazım. keman yerine güzel bir din kitabı. okumak içinde büyük bir tekke yaptırmak gerek. arapça ögrenmesi ise 5 yıl sürer. kitabı okuması 10 yılını alır.

    din kitabını okuyup anlaması ömrüne bedel olabilir.

    ne farkederki.

    din faşizmi giremez.

    YanıtlaSil