6 Ocak 2010 Çarşamba

İster Errrkek Gibi, İster Kırıtarak Yürüyüş (Çıkartma) [haber: http://www.yuruyus.com/www/turkish/news.php?h_newsid=6881]

57 yorum:

  1. hahaha, bunun hangi davranışa gönderme olduğunu anladım:) allah akıl fikir versin yürüyüş yazarlarına, içmihrak sen ver akıl fikri:)

    YanıtlaSil
  2. cuk oturmuş:)))

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Demek faşizm hakkında asgari de olsa bir bilgiye sahip olmayınca böyle oluyor.

    Faşizmle boğaz boğaza kavga vermekte olan, lince maruz kalan insanlara faşist diyecek kadar şaşkınlaşılıyor.

    Yaptıkları eylemlere ilişkin olumlayıcı afişler hiç tasarlanmıyor belki, ama hataları karşısında faşist yaftasını yapıştırmak için bütün el çabukluğu konuşturuluyor. Ne kadar keskin eleştiriyorsunuz, ne kadar taviz vermez ve zekisiniz afferim size.

    Faşizme ve cinsiyetçiliğe doğru yürüyenlere (!) bir bakın o zaman: Engin Çeber, Ferhat Gerçek, Kevser Mızrak, Didem Akman, Ali Ayata, Müjdat Yanat, Tahsin Yılmaz ve yüzlercesi.

    Bakın da utanın bunu tasarladığınız için, hata yaptıklarını düşündüğünüz anlarda onların yanından kaçarak, devrim için herşeylerini feda etmeye hazır bu insanların ayakta tuttuğu bu geleneğe bu sözleri ettiğiniz için.

    Bu afiş buradan kaldırılana kadar sitenize girmeyeceğim, sizden bahsetmeyeceğim, sizden bahsedilen ortamlarda yaptığınız bu afişi ve saygısızlığı teşhir edeceğim.

    YanıtlaSil
  6. emin ol ki eksikliğini hissetmeyiz cepheli errrrkek kardeşim.ergenekon'un sol testisi olmaya hevesli barbar örgütünle sana mutluluklar dilerim.

    YanıtlaSil
  7. demek abilerimiz var bizim, onlar bilir herşeyi. bizim kafamız basmaz bir türlü. aklımız ermez.
    onlar bilir her şeyi nasıl sokağa çıkılacagını, o sokaklarda kimlerin gezecegini, o sokağın kimlerden temizlenecegini. biz bilmeyiz. kafamız basmaz bizim sokakta yaşadığımız tacizi,"erkekliğin" yaptığını bilmeyiz. öldürülürüz gıkımız çıkmaz "namus" un erkeklikten çıktığını bilmeyiz. hele hiç kafamızın basmadığı birşey varsa o da iktidar isteyen mafya abilerimizin aynı ataerkil, kapitalist ,militarist sistemin heteronormatif dilini alıp napıcağıdır?

    YanıtlaSil
  8. eleştirinin keskin ve taviz vermez olması olumsuz algılanmamalı. bazı isimlerin arkasına sığınarak bu cinsiyetçi ve evet faşist tavrın üstü örtülemez. hangi sol bu yazının arkasında durur, durabilir. bu nasıl mantık!

    YanıtlaSil
  9. düzenleyenin fikri bol olsun.
    acizane ilavem olacak.. artık neresine uygun görülürse... ilk sayının manşet konusu, "nasyonel sosyalizm'de nereden nereye yürüdük" olsa...hem "faşist" gibi kaka laflar kullanılmamış olur, hem de "sosyalizm" zikredilmiş olur.
    heheheeeeeeeeeeeee

    YanıtlaSil
  10. yürüyüş'ün homofobik yazısı akla ziyandı, eyvallah, sonuna kadar eleştirilmeyi hek ediyor.. ancak "adsız" arkadaş savunduğu her neyse biraz daha saygılı biçimde savunsa her şey daha güzel olacak.. cüretkar olmakla küfürbaz arasında olmak arasında fark var..

    YanıtlaSil
  11. politik trafiğin sağdan aktığı bir ülkede soldan vitesli olur araçlar.(Şoförler de çoğunlukla erkek.)Ama bu pek birşeyi değiştirmez trafiğin yönü açısından.Aslolan trafiği felç etmektir çünki akış yönünü değiştirmek değil. İşte bu yüzden göremez bazıları içine işlemiş aşırı sağı...:))

    YanıtlaSil
  12. "İster Erkek gibi ister kırıtarak" cümlesi de cinsiyetçi olmamış mı? Hani ister sert adımlarla, ister kırıtarak,ister yumuşak ,istersek dura dura yürüyüş, denseydi kapsayıcı olmamıydı.
    Ben, litelere düşen o yazıyı okurken korktum. Zorbaya zor kullanmak başka şey, " zorbaya karşı birlikte duruduğun insanlari tek tipleştirip, tektipine uymayana tu kaka demek-bırakın tu kaka demeyi- aşağılayıp yok saymak, çürümüş heteroseksit anlayışa onları tedavi etmeye kalkmak başka şey.

    Bu anlamda o yazıyı kaleme alanlaarın zihin yapılarının "faşistce" olduğu şüphe götürmez.
    SAĞLAMHASTA

    YanıtlaSil
  13. bence burada tek komik olan sey, önüne ne gelirse fasizm olarak niteleyip, fasizmin icini bosaltanlarin düstügü durum. yürüyüs'ün yaptiginin her hangi bir sekilde onaylanabilirligi yok, amenna. peki, adam gibi hatayi koymak, mahkum etmek yerine her baktigi seyde ergenekon, fasizm görmek ne? siz firsatcilik yapip yürüyüs'cülere vurunca, devrim de olacak, tüm toplumdaki önyargilar da bitecek, kendi homofoblugunuz da görülmemis olacak degil mi gencler? dönün de aynaya bakin bi zahmet!

    YanıtlaSil
  14. ülkede açlık, yoksulluk, linçler, işten atılmalar yaşanıyorken pardon ama nedir sizdeki bu ibnelik ve lezbiyenlik tavırları? dünyaya hangi organınızla bakıyorsunuz? sizin gibi ibneliği meşrulaştırmayınca, faşist mi oluyor yürüyüş? öpsün sizi zeki müren! hemi? cici anarşistler sizi...

    YanıtlaSil
  15. eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bile ayırt edemeyen saçma sapan yorumlarla kim ne kazanmaya çalışıyor anlamış değilim heleki şu errrrrkek düşmanlığı nereden türediyse. yahu cepheliler sizi becermek zorundammı kırıtkan kişilikler bir sürü aydın sol var liboşundan özgürlükçüsüne kadar kamyonla gidin onlar düdüklesin ille cepheli istiyosanız onlar fiili livata işiyle uğraşmıyorlar ne yazıkki sizinde kendinizi ifade etmek için açtığınız pankartlarınızın arkasında oğlan adım marş yürüyebilesiniz diye işkencelerde tecritte sokakta bayırda ölmek doğmak büyümek ve yine ölmekle meşguller. AYIP ulan AYIP eğer anlarsanız tabi ayıptan. dilinizi cepheden uzak tutun o sizi aşar ulaşamazsınız. birbirinizin üzerinde gezdirin.gerçi sizin asıl düşmanınız cephe değil mi o olmasaydı ne güzel faşistler her köşe başında zevkten göklere çıkarırlardı sizi düşmanlığınız buna...

    YanıtlaSil
  16. bir anarşist olarak sempati duyduğum bir oluşumdu halk cephesi lakin eşcinselliği bir hastalık, bir sapkınlık olarak lanse etmesi gerçekten içler acısı..kim ne kadar yerse halkıdır, yürüyüş dergisininde kendine dönüp bir bakması gerekmektedir..zira affedilebilir bir hareket değil bu...

    YanıtlaSil
  17. Yazıklar olsun.ben bir cepheli değilim.Ama bu insanlar bu ülkede özgürlüğün eşitliğin adaletin olması için neler çektiler burda yazsam komik kalır.Ölüm oruçlarının ne demek olduğunu biraz düşünebiliyomusunuz, yada 19 aralık katliamında ön saflara geçip operasyonu durdurmassanız kendimizi yakarız diyerek kendini yakan insanları? bu insanlar kimsenin ödemediği kadar bedel ödedi bu yolda.kadınlarını kardeşlerini göderdiler ölüme.politik olarak bi yanlış yapmış olabilirler her siyaset gibi.ama şu afişi görünce sizin onları faşist diye yaftalıyosunuz ya hiç düşünmeden irdelemeden sokaktaki ağzı salyalı it ordusundan farkınız yok

    YanıtlaSil
  18. hevalbaranov9 Ocak 2010 08:59

    Escinsellik marksist devrimi amaclayan bir orgutun muhakkak sempatiyle yaklasmasi zorunlu-gerekli konulardan biri degildir.

    Ben Halk Cepheli degilim ve onlari savunmuyorum. Beni rahatsiz eden sey, ekonomiden zerre anlamayan insanlarin kendilerini din, cinsel ozgurluk,azinliklar gibi sembolik konularda marjinal hissederek devrimci hissetmeleri ve yetmiyormus gibi baskalarini yargilamalaridir.

    Genel anlamda devrimin ana gundemi ekonomidir ve bunun bilincinde olanlar icin devrim romantik bir ugrastan ote birlestirici bir savastir.

    YanıtlaSil
  19. ibnelere ölüm!!

    YanıtlaSil
  20. arkadaşlar yapmayın bu sitenin anarşistlere ait olduğunu bilmiyormusunuz ? Lenin'e Stalin'e katil diyenlerle neyi tartışıyorsunuz ?

    YanıtlaSil
  21. tabi yoldaşlar,bunlarla neyi tartışıyorsunuz,gidin pavyon birahane falan basın,üniversite ortasında bomba falan patlatın.bunların hepsi birbirini beceren cihangir tayfası,ama bir gün mutlaka bunları da adam gibi devrimci yapacağız,ya seve seve ya sike sike.. ay pardon bunları sikersek biz de ibne durumuna düşeriz...bu konuyu 256.parti cephe kongresinde tartışalım yoldaşlar....
    şaka bir yana o ergenekonlu yorumu yazan benim,araştırmak isteyen arkadaşlar gidip iddianameye bakabilir...çok ilginç şeylerle karşılaşacaklar.ben mesela meşhur mafya babası yakup süt'ün cephelilerle ittifak yaptığı bölümlerde çok eğlendim.çok heyecan verici,bir çırpıda okunuyor.

    YanıtlaSil
  22. Çok güzel olmuş.
    Bunun bi de "Biz PKK'lı değiliz, Amerika'ya karşıyız" versiyonunu yaparsanız tadından yenmez.

    YanıtlaSil
  23. faşismin içi çok dolu ya, boşaltınca rahatsız oluyor bazıları. bilinçaltı sen nelere kadirsin!! dünyaya tek bir organla bakmamak için belki de cinsiyetçilikten uzak duranlar vardır. ama sen çükünü kaşımaya devam et adsız kahramanım, sapına kadar errrkeekksin, yürü bee!!!

    YanıtlaSil
  24. negzel iyi ki cephe var lan, yasaminizin bi anlami olmus,hayallerle yasamayan "ibne"lerin varligi heyecan verici tabii.
    icinde nicola tesla'nin bile gectigi ergenekon iddianamesini, bülent arinc bile kücümserken sizin ciddiye almamaniz esyanin tabiatina ters. devrimci olaydiniz da, sizin lafiniz tartisilaydi. ona buna errrkek deyince homofoblugunuz yirtik donlarinizdan sarkmiyor mu cancisler?
    ha bi de fasizm icin orada burada valla billa benim sucum yok, o eskiden de bostu demis bir gencimiz, o senin boslugundur demek zorunda kaliyoruz, aci verici tabii. senin cükünle yapabildigin tek sey kasimaksa, o yüzden de alemi kendin gibi saniyorsan bundan bize ne yavrucugum?

    YanıtlaSil
  25. ajiteyi yeni mi keşfetti cepheli arkadaşlar?
    azıcık errrrrkek olun, o "ibneler" kadar en azından.
    hani güler zere'yi hiç yanlız bırakmayanlar, hastalıklı olanlar. he, onlar işte.

    YanıtlaSil
  26. Sokayım cephenin solculuğuna! "Amerika defol, bu vatan bizim" sloganı altında solculuk olmaz! Vatan millet Sakarya edebiyatı solun değil sağın jargonudur. Amerikan emperyalizmine karşı olmakla bitmiyor bu iş. Emperyalizm Amerika'dan ibaret bir şey değil. Sizin "vatan" bellediğiniz Türkiye Cumhuriyeti de emperyalist bir devlettir. Solcunun vatanı olmaz! "Sosyal Faşist" diye bir tabir var ya, tam olarak cepheyi anlatıyor işte. Sadece homofobiniz değil sorun, nereden tutsak elimizde kalıyorsunuz.

    YanıtlaSil
  27. fasistlerin jargonundaki vatanseverligi aynen alirsaniz, vatanseverlikten söz edenleri de sagci almaniz normaldir.türkiye cumhuriyeti bir devletin adidir,devlet ve vatan kavramlarini dahi ayirdedemeden millete teori dersi vermek nedir allasen? solcu enternasyonalisttir, dogru ama tasidigi, dogdugu kültürün inkarcisi da degildir. acin, ispanya ic savasindaki enternasyonal tugaylari okuyun, komünarlarla dayanismaya gidenleri. filistinliler de gericidir bu kafadan gittikleri, vatan vatan diye dövüstükleri icin. oysa sizin gibi "sol"cu olsalar, lübnan'da filan mutlu olmalari lazim degil mi? Siz cepheyi neresinden tutuyorsunuz bilemiyorum gencler,keske ortada siz olsaydiniz da birileri de gelip size tutunabilseydi. o kadar elestirdigim cepheyi bana savunduracak kadar endazeniz kacmis ya, helal olsun. gidin, cikin sokaklara,örgütlenin, bedel ödeyin, ondan sonra gelin sormadiginiz hesap kalmasin.benden bir helal olsun isler.
    haa bir de kiritmayi, errrkekleri, cükü filan agzindan düsürmeyenler(!) kendi seksistliklerini görmeyip aleme homofob diyorlar ya, ne desem faydasiz.

    YanıtlaSil
  28. Yürüyüş dergisinde cıkan son yazıdan sonra bir anarşist olarak ne kadar doğru ve güzel bir yerde durduguma bir kez daha kanaat getirdim, yorumlardan birinde "ergenokunun sol testisi" geciyor ahahaha bu yorumu yazan arkadası alkışlıyorum.
    Faşizm iki kişi arasında başlar, senin tüm "mutlak" biricik doğruların benim yaşama alanımı sınırlar,ama bunu anlayabilecek çap ve vizyon nerdee bu "ergenekon testisi solcular"da, oh bir yandan da iyi oldu keskin bir çizgiyle ayrılalım lütfen sosyalistler ve anarşistler olarak, halaa emperyalizm vatan millet bıtt bıtları.
    Biri de demişki ülke de açlık işsizlik linç almış başını gidiyor siz nerenizle bakıyorsunuz dünyaya, off ooff şaka gibi.Bu ülkede açlık linç ve işsizlik gibi bilumum sorunun yanısıra mesela nefret cinayetleri işleniyor görüyormusunuz? Oy ben kime ne anlatıyorum ki ya, bi uzak durun yaa

    YanıtlaSil
  29. hevalbaranov12 Ocak 2010 07:31

    Cizgiyle ayrilmaktan soz eden arkadasim, sosyalizm ve anarsizmin keskin bir cizgiyle ayrildigina sevindigini soyleyip, sosyalistlerin "vatan millet" bikbiki yaptigini eklemissin.

    Evvela sen komunizm ve anarsizmi genclik atesini yelleyecek romantik bir ugras olarak goren, ne savundugun ne karsi ciktigin dusunce hakkinda hicbir fikri olmayanlardan birisin.

    Cunku, anarsizm ve komunizm ezelden beri birbirinden oldukca ayridir, tek ortak yanlari, iyi kanaat onderlerinin olmadigi basarisiz kitlelerce savunuldugu zaman marjinallesmeleri ve marjinallestikce de kendine romantik ugraslar arayan marjinallerce sahiplenilmeleridir.

    Bir marksist-komunist olarak, ne turkiyedeki acligi, issizligi, ne de kurt sorunu, escinsellerin cektigi sorunlari gundem olarak kabul etmiyorum.

    Bilinc sahibi anarsistler de, karsi durduklari sistemin cizdigi siyasi sinirlar icindeki yerel, milliyetci gundemi kabul etmemelidir.

    Esas gundem, butun gezegende ve gerekirse uzayda, kapitalizme karsi mucadeledir.

    YanıtlaSil
  30. Tradhtar I Pafe16 Ocak 2010 01:02

    Adsız arkadaşın da dediği gibi gerçekten tüm bu olaylardan sonra bir Anarşist olduğuma sevindim. Son bir yılda bile ondan fazla transseksüel-eşcinsel arkadaşımız sokaklarda hatta kendi evlerinde öldürülmüşken buna sebebiyet veren cinsiyetçi nefreti eleştirmeyen hatta tam tersine bu nefrete göz kırpan errrkek bürokratik sosyalistlerle bu olaydan sonra devrim adına hiç ama hiç ortak yanımızın kalmadığını düşünmekteyim.

    Kendileri bütün gezegende, gerekirse uzayda homofobik sözde işçi diktatörlüklerini kurup buna özgürlük demeye devam edebilirler. Benim için bu fikirdeki insanların kuracakları sistem kapitalizmden gram farklı değildir.

    Kahrolsun devletler; kahrolsun ırkçılık, dincilik, cinsiyetçilik ve homofobi gibi insanlık karşıtı düşünceler ve bu düşünceleri kendine yol edinenler!

    YanıtlaSil
  31. hevalbaranov16 Ocak 2010 14:29

    @Tradhtar I Pafe

    Turkiyedeki birkac komunist homoseksuellere sapik dedigi icin anarsist olmaya sevinmek nasil bir bakis acisi, nasil bir tartisma kulturunun reaksiyonu, ne tur bir cehalettir yahu? Sizinle birebir ayni dusuncelere sahip liberallere, hippilere ne diyeceksiniz?

    Kuru devlet karsitliginiza gelince. Tam da bir onceki mesajimi yazarken belirttigim gibi, vasat bir kitleden beklenilir duzeyde hareket ediyorsunuz.

    Ornegin, su paragrafiniz:
    "gerekirse uzayda homofobik sözde işçi diktatörlüklerini kurup buna özgürlük demeye devam edebilirler. Benim için bu fikirdeki insanların kuracakları sistem kapitalizmden gram farklı değildir."

    Anarsist oldugunuza ben pek sevinemedim. En azindan karsi oldugum dusunceyi savunabilecek birikime ve suura sahip biriyle tartismayi umardim. Buradan sakin anarsizmi tartistigimizi cikarmayin cunku siz anarsizmi degil kapitalizmin cizdigi sinirlardan kurtulamamis dar milliyetci gundeminizin bas unsurlari olan cinsel ozgurlukleri savunuyorsunuz. Ben cinsel ozgurluge karsi oldugum manasina gelecek birsey yazmadim, sadece bu tip ozgurluk veya kulturel kapsamda degerlendirilecek meselelerin marksist hareketin bir parcasi olmadigini, anarsizm ve komunizmin ozunde dogal kaynak ve uretim araclarinin paylasimi mucadelesi oldugunu ifade etmeye calistim. Acikca goruluyor ki sizin bu mucadeleyle hicbir ilginiz yok. Amaciniz genclik atesinizi romantik bir ugrasla yellemek.

    Artik kitleler, bu tartismada net bicimde gorulebilecegi uzere, birbirini karalamaya, basit deyis farkliliklari etrafinda firtinalar koparmaya bayilan kara cahillerin cogunlugundan olusuyor. Bununla ilgili bir onceki mesajimdan alinti yaparak nokta koyuyorum size ayirdigim gereksiz zamana:

    "anarsizm ve komunizm ezelden beri birbirinden oldukca ayridir, tek ortak yanlari, iyi kanaat onderlerinin olmadigi basarisiz kitlelerce savunuldugu zaman marjinallesmeleri ve marjinallestikce de kendine romantik ugraslar arayan marjinallerce sahiplenilmeleridir.

    Bir marksist-komunist olarak, ne turkiyedeki acligi, issizligi, ne de kurt sorunu, escinsellerin cektigi sorunlari gundem olarak kabul etmiyorum.

    Bilinc sahibi anarsistler de, karsi durduklari sistemin cizdigi siyasi sinirlar icindeki yerel, milliyetci gundemi kabul etmemelidir. "

    Cehalet, okumamak, yazmamak ve anlamamak cesaret degil utanc vericidir!

    YanıtlaSil
  32. Tradhtar I Pafe17 Ocak 2010 01:11

    Türkiye'de birkaç Komünist'in homoseksüellere sapkın demesi, ardıllarının da kalkıp "tamam öyle demiş olabilirler ama" diye saçma sapan argümanlar üretmesi Anarşist olmama sevindirdi. Ben selefime ya da yoldaşıma kılıf uydurmak zorunda değilim çünkü, yanlışsa "yanlıştır ve kınıyorum" deme özgürlüğüne sahibim.

    Bizimle aynı görüşü paylaşan liberal ve hippiler kadar bile olamadığınız için siz ne diyeceksiniz? Eşcinsellik konusunda hala tek tanrılı dinlerin uydurduğu bilim-dışı argümanları savunan ya da bu argümanları kullanan kişilerin acziyetlerini savunan sizler mi bana okuma-yazma-anlama dersi vereceksiniz? Sizler mi bana devrimciliği, tartışma kültürünü, cehaleti öğreteceksiniz?

    Aynı fikir üzerinden gidelim. Peki ya siz eşcinsellik konusunda aynı sizin gibi davranan ülkücülere-dincilere ne diyeceksiniz?

    Şimdi yapacağınız şeyi biliyorum. "Ben eşcinselliğe karşı değilim ki önyargılısın sen, cahilsin okumuyorsun tek okuyan bilen benim" mealinde yazılara başlayacaksınız. Şu kadarını söyleyeyim, eğer eşcinselliğe karşı değilseniz buraya gelip bu ağır homofobik yazıyı ve o yazıyı yayınlayan derginin savunmasını neden yapıyorsunuz? Dürüstlüğünüze zerre itibar etmiyorum.

    Evet vasat bir kitleden beklendiği gibi hareket ediyoruz. Oysaki sizin proleterya diktatörlüğünüzü kurup bizleri aynı selefinizin yaptığı gibi katletmesini, hapislere atmasını, sürmesini desteklemeliydik. Nasıl da vasatça hareket ediyoruz sizin sözde özgürlüğünüze karşı çıkarak... Bize yeni Kronştatlar yaşatacak, bizi yeniden arkamızda vuracak, bizi anti-devrimci ya da sapık ilan edip öldürtecek bir düşünce hareketine bu kadar ihtiyacımız varken sizi reddetmemiz olur şey değil.

    Evet ben sizin karşı olduğunuz düşünceyi tartışabilecek bilgi ve şuura sahip değilim. Siz homofobinin ırkçılıktan, milliyetçilikten, dincilikten hiç ama hiçbir farkı olmadığını anlayana kadar da o şuura sahip olamayacağım. Homofobiyi kabullenilebilir bulan bir kişiyle tartışmayı en başından reddediyorum ve bu yüzen isterseniz beni değil bilgisiz ve şuursuz, doğrudan "aptal" olarak dahi tanımlayabilirsiniz.

    Yerin dibine batsın mücadeleniz.

    YanıtlaSil
  33. yakışmadı.
    cephe'nin "eşcinsellik hastalıktır, sapkınlıktır" söyleminin savunulacak bir yanı olmasa da, cephe'ye faşist demek bu kadar ucuz değildir.

    12 eylül duruşmalarında mahkeme heyetinin yüzüne (içerisinde mahkeme heyeti üyelerinin adlarının da bulunduğu) infaz listesinin okumuş adamlara "faşist" demek abesle iştigaldir.
    bazı şeyler keleş, bomba, molotof motifli fırlama görseller tasarlamak kadar ucuz ve hafif değildir. işkencehanelerde, ölüm oruçlarında, kırlarda, sokaklarda, fabrikalarda, hücre evlerinde faşist cellatlara teslim olmayan insanlardan, son nefeslerini vermeden önce duvarlara kanlarıyla örgütlerinin isimlerini yazan insanlardan (efsane gibi gelebilir, youtube'da görüntüler mevcuttur) bahsediyoruz. biraz insaflı ve vicdanlı olmak icap eder.
    sahi ya, o "malzeme"lerden kaç tanesini kaç defa devlete karşı kullandınız a anarşist arkadaşlar?

    YanıtlaSil
  34. bir de şu "otoriteye girsin"li işin hesabını verin, sonra sağa sola cinsiyetçilik üzerinden laf söyleyin.

    YanıtlaSil
  35. Ancak bir anarşist DHKP-C'ye faşist diyebilirdi... Bireyciliğin çamurlu yoluna batmış retorik uzmanı anarşistler, devrimci mücadeledeki onuru anlayamıyor. Tüketim kültürünün dibine batmışlar ve hala Parti Cephe'ye dil uzatmaktalar. Verilen mücadeleye ayıp be!

    YanıtlaSil
  36. hevalbaranov17 Ocak 2010 05:20

    @Tradhtar I Pafe

    Gayet eminim, sen de, V For Vendetta'nin etkisinde kalan, butun birikimini anarsizmi yalan yanlis islemis analiz fukarasi romantik eserlere borclu anarkozuppelerden birisin. Sana ne soylersem soyleyeyim, "Isci diktatorlugunuzu kurunca bizi hapse atacak, oldureceksiniz" savunmasindan ote gecemeyeceksin.

    Cunku dunyanizin merkezine cinsel ozgurlukleri ve bilimum kapitalizmin cizdigi sinirlarin disina cikamayan luzumsuz gundem maddelerini yerlestirmissiniz. Hicbir birikim sahibi olmadiginiz anarsizmi alip zuppeliginize meze yapiyor, gerektiginde komunizmi de bu zirva gundemin kapsaminda degerlendirmekten cehaletinizin sagladigi cesaretle kacinmiyorsunuz. Ustunuzde baski hissettiginiz ve romantik bir ugrasla mesgul olmak istediginiz icin boyle hastalikli bir dusunce dunyasina sahip olmaniza saygi duyuyorum.

    Ve artik size cehaletinizden oturu size kizmiyorum. Zaten, uzun zamandir, Turkiyedeki anarsistlerden de, komunistlerden de, yapici, zekice bir reaksiyon, bir tartisma, bir hareket beklemiyorum. Dunyanin kaynaginin onumuze serildigi teknolojiyi kullanirken bile bu kadar cahil kalabilmek, yetmezmis gibi, basit deyis farkliliklari etrafinda bin yillik dusunce akimlarini ayaklar altina alacak tartismalar koparmak, sanirim insanin bu yuzyilda ne derece pespayelestiginin bir gostergesidir.

    YanıtlaSil
  37. lannibnelerrrrrrrrrrrrrr

    YanıtlaSil
  38. 1000 Homo DJs17 Ocak 2010 13:03

    Bu tasarımın en şukela tarafı, bu kadar öküzü kızdırmış-delirtmiş-kudurtmuş olması. Devrimciliğiniz tek sıra miting kortejleriyle örgüt külahında, parti boku yalamaya devam etsin.

    YanıtlaSil
  39. burada bence klasik deyimle maksadını aşan bir yaklaşım var. hiç bir şekilde anarşizmi veya daha uzlaşmacı " soldan liberal " yaklaşımları benimsemediğim gibi cephe'den ve onun dergisinden de haz etmem fakat " faşist " adıyla itham edilmesine de şiddetle dur demek zorundayım. en azından bu yakşalım adil değil bence. sorun çünkü basit, aslında taşralı veya taşradan yeni gelimişlerin ( sığ sosyolojik gözlem oldu bu ama kısaca böyle ) ağırlıklı olduğu bir örgütlenme yapısı cephe. entellektüel birikimleri de bu minval üzerine şekilleniyor, her ne kadar sosyalizme meylederken içinde yetiştikleri kabuğu kırsalarda bulundukları ortamı değiştiremedikleri için taşradan veya köyden gelen ahlaki değerleri ile evrensel değerleri birbirleriyle bağdaştıramıyorlar. belki bunu bilerek yapıyorlar, bu basit ahlakçılığı " yozlaşmaya " karşı bir argüman olarak sunmaya çalışsalarda yaklaşımları - ne yazık ki - linç kültürüyle harmanlaşmış " vurun kahpeye " tavrından öteye gidemiyor. eşcinselliği - kapitalist yozlşmayala ilişkilendirmeleri bunun en tipik örneği. ha beğenmiyorum hallerini tavırlarını, hele feda kültürlerinden de sıtkım sıyrıldı ama yok asgari müşterekte devrimci bir siyasete ve bu konuda benim hiç bir şekilde tasvip etmediğim bir şekilde de olsa " bedel ödeyen " insalara faşist diyemezsiniz. en azından vicdanınız varsa dememelisiniz. illa bir şey demek istiyorsanız bu " faşist " olamaz.

    saygılarımla...

    YanıtlaSil
  40. şimdi çok okumuş bilmiş arkadaşlar herşeyden önce birikimleriniz türkiyede yayınlanan belli sayıda eserden öteye gidememiş çünki bugün dünyada gerek akademik düzeyde gerekse pratik düzlemde tartışılan soldan ve anarşizmden bihaber olduğunuz yazdıklarınızdan ortaya çıkıyor. 19. yüzüyıl birikimyle konuşuyorsunuz ve henüz 1920lere bile gelememişissiniz. Zira gelseydiniz konseyci komünistlerden situasyonistlere kadar uzanan yolda bir de üst yapıcı marksistlere de selam çakarak ordan situasyonist hareketle anrşizmin karşılıklı etkileşimleri sonra postyapısalcılığın gerek yeni sosyalizm gerek yeni anarşizm üstündeki etkilerini bilirdiniz. Ve gene bilirdinizki 21. yüzyılda gerek iktidar erkinin(erklerinin) gerekse tahakküm ve despotizminin aldığı yeni durum artık 19.yüzyıl devrimci söylemlerin hepsini silip atmış ve karşımıza yeni mücadele persefektifini dayatmıştır.Artık total devrim tanımı sadece indirgemeci bir yaklaşımla salt ekonomik değildir.Çok daha dallı budaklı ve çok başlı bir isyan olmak zorundadır.Zira işçi sınıfıda 19.yüzyıl veya 20. yüzyıl ilk dönemi gibi değildir. Sendikal hareketler de cabası. İlk önce bu konular hakkında sıkı bir okuma yapmanız gerekiyor. Çünki yazılanlar çok cahilce kalmış.
    Anarşizm ve sosyalizm her ikisi de 1960 lara kadar 19. yüzyılda kalma pozitivist toplumculuk modelinin dışına çıkmadılar.1960 lar sonrası postmodern kapitalizmin,iktidarı devletin dışına çekip toplumsal mekanizmanın tüm dokularına yamasıyla,çok merkezli haline gelen sistematik yapı ister istemez muhalefetin ve direniş hareketinin de çok merkezli olması anlamına geldi.Bu işçi sınıfı merkezli monolitik mücadelenin sonunu getirdi. Buna tezat olarak anarşistlerin ve özgürlükçü sosyalistlerin mücadele persfektiflerinin gelişmesini ve kaotik direnişin temelini oluşturdu. Aynı zamanda gündelik hayattaki mikro mücadele ve mikro faşizmin de tarifini yaptı ve bu tariften görüldü ki. Faşizm ve onun efendisi kapitalizm sanılandan çok daha fazla insan davranış modellerine nüfuz etmiş ve bilinç altına işlemişti.
    İşte bu nedenle ekonomik mücadelenin yanısıra cinsiyetçi kalpılarla mücadele gerontokrasi ile mücadele ekoloji ve bunun gibi unsurlardan arıtılmış bir devrimci stratejinin akıntıya karşı kürek çekmek olduğu ve hatta sistemin elini güçlendirdiği görüldü.Aydınlanma düşüncesinden devraldığı tek rasyonel doğru mantığının yerine merkez dışı çokluklar ve kulvarları olmadan karşılıklı etkileşim içinde yollarını anti hiyerarşik anlamda yaratan bu persfektif eski/yaşlı sosyalistleri ürküttüyse de yeniler dönemi anlamaya başlamıştır.Zira 19. yüzyıl marksizminin ne teorisi ne de pratiği muhalefetin mikro ölçekli kaotik parçalanmışlığını ve aynı zamanda birlikteliğini kaldıramazdı.İşte bu yüzdendirki dünya solu kendini update etmiştir .Burdaki arkadaşların konseyci komünistleri ve situasyonist hareketi incelemelerini ve şuan ki solu ve anarşizmi doğru analiz etmelerini öneririm.Ayrıca faşimin tanımını ve mikro ölçekli zorbalığın nereye evrildiği konusunda düşünmesi gerken de çok.Küfreden bir çok arkadaşın bunu cahillikten yaptığına eminim. Hatta bazı yorumların cephelilerden bile geldiğine inamıyorum. Çünki bu siteyi takibe alan sisyasi polis,bu ve benzeri sitelere fake komentler göndermektedir.Öyle yorumlar varki bunları ancak ajan provakatörler yapabilir.
    Ancak dünyadaki her gerçek devrimci bilir ki devrimin haklı olanı kadın erkek ayrımı yapmayanıdır. Devrimciler seksist değildir. Karşı durdukları canavara dönüşmeyenler ancak devrimci olarak kalabilir.
    Son olarak da 12 eylül 1980 de 17 yaşında olan ve lise hareketinde bulunan biri olarak. O zaman ki yoldaşlarımızla bugünkileri kıyaslamasın kimse. Çünki burda laf söyleyenlerin çoğu onların eline su dökemezdi. Onların devrimciliğinde hala öğrenecek çok şeyiniz var..

    YanıtlaSil
  41. hevalbaranov18 Ocak 2010 09:32

    @adsiz

    Sunu yazmissin:
    "19. yüzyıl marksizminin ne teorisi ne de pratiği muhalefetin mikro ölçekli kaotik parçalanmışlığını ve aynı zamanda birlikteliğini kaldıramaz"

    Ozetle, modern direnisin cok merkezli, fasizme karsi cinsel ozgurlukler dahil her alanda mucadeleyi kapsamak zorunda oldugunu, aksi durumda basarisiz olacagini soyluyorsun fakat ovdugun direnisin 60larin hippilerine ozgu bir hobi oldugunun farkinda degilsin veya her basarisizliga karsi sinirsiz bir optimizm besliyorsun. Direnisin (artik hangi direnisten soz ediyorsaniz!) marksist bilincten ve ozel mulkiyet/mulkiyet mucadelesinden uzaklasip, marjinal bir mesgale haline gelmesi ancak bu kadar olumlu karsilanabilirdi.

    YanıtlaSil
  42. eh sen de bu kadar anlamışssın. bilgi snırlarımız dahilinde anlarız zaten. O direniş (cinsiyetçi tarafı)hipilerden evvel Emma goldmanlara rosa luxemburglara kadar gider(hipiler de neye direndilerse artık ama R.A.F, Wheather undeground 60 lar 70 ler ve kısmen 80ler ve daha yakın bir örnek E.Z.L.N hareketlerini incele bakalım biraz.İncele ki özellikle zapatistlerin içindeki çok merkezli olşumların yakaladığı başarıya tanık ol). Ah sahi Rosa luxemburg'da sana göre punk tı zaten özür dilerim :)). Kaldı ki mülkiyetin hırsızlık olduğunu ilk kimler belitmiştir bir bak bakalım.Ayrıca yazımın hangi yerinde veya noktasında mücadelenin marjinalize edildiğini gördün.Bunu mu anladın okadar kelamdan, e pes... Ya çoçuklar size söylenecek birşey yok gerçekten .Bu kafayla devam edin.İrasyonel karar alma süreçlerindeki en genel hatayı yapıyorsunuz. Sadece kendi(eksik) tezlerinize bakıp karşıdaki hakkında hiç birşey bilmeden geveliyorsunuz sonuç ta komik oluyorsunuz. Geçmişde bizim de yaptığımız hata buydu. Burnumuzdan kıl aldırmazdık.Kendi neşriyatlarımız en doğruydu, merkez komite hep haklıydı ve en iyisini bilirdi. herneyse konu dağılmasın. Total bir direniş hareketi süreklilik halidir de aynı zamanda ve yaşamın her alanını kapsar. Devrim kelimesi gibi bir bitiş bir vukubulma hadisesini belirtmez- mutlak son içermez dediğim gibi süreklilik halidir o yüzden kullanılır.Sandığın gibi revizyonist bir kelam değildir yani.Direniş her yerde ve alanda olmalıdır.Çünki iktidar her yerdedir. İlave olarak mevcut sistemi ona benzer donelerle yıkamazsınız hatta yıkmak ne kelime elini güçlendirirsiniz. Çünki onun köklerinde insana özgü defolar çoktur.Frankfurt okulu bunu belli bir yönüyle görebilmişti.v(siz hala görememişsiniz ya neyse)Bu defoların hepsi kapitalizm kaynaklı olmadığından(ama onun tarfından kaşındığından cinsel kimlik ve patriarki gibi.)Kurgulanacak mücadele tek eksenli olamaz.Böyle bir mücadelenin adı senin anladığın anlamda "marjinal" değildir ama başka anlamda "total" dir.
    İşte olumlanan şey budur.Mücadelenin sadece ekonomi temelli olmadığı yanında onlarca alan taşıdığıyla ilgilidir söylenen.
    Bunun dışında sana özel not 1980 de herkes avrupaya kaçmadı bazılarımızda suriye gitti biraz vadi havası aldık.İşte orda gayet "MARJİNAL" şeylerle uğraştık. Onu da boş bir vaktimde anlatırım artık.Hadi kalın sağlıcakla.

    YanıtlaSil
  43. hevalbaranov19 Ocak 2010 13:47

    @Adsiz

    Suriye'de mulkiyete karsi degil de tirnak icinde belirttigin marjinal ugraslara yonelmenin nedenini merak ettim, hatta bir onceki ve son mesajinda kacirdigim neyse, onu da belirtirsen sevinirim.

    Yazdiklarini paragrafa ayirmadigin icin karsilastirarak yanit alamiyorsun, sanirim bu yuzden anlasilmadigin hissine kapildin. Veya ben "kaotik" mucadele anlayisinizi ne curetle basarili buldugunuza anlam vermeye calisiyorum.

    Ilk basta sormam gerekeni simdi sorayim, mulkiyet, ekonomi cok merkezli mucadelenizin neresinde?

    Ikincisi, EZLN'in avrupadaki romantiklere motivasyon saglamak disinda hangi basarisindan soz ediyorsunuz? Walmart'i protesto etmek mi? Basindan beri, savundugunuz mucadelenin, kapitalizm deyince boikot diye ziplayan latin amerikali tikkiler icin romantik bir mesgaleden ote birsey olmadigini yaziyorum. Ayrica, 19. yuzyil marksizminin basarisiz oldugu tespitinin ardindan cok merkezli, kaotik, mikro, total mucadelenizin basarilarindan soz etseniz hic fena olmazdi.

    Ucuncusu, yakin tarihte sozunu edebilecegimiz tek basari kuskusuz 26 temmuz hareketidir ve bu harekete katilan partilerin ve halkin ortak noktasi tarim ve toprak reformudur, Kuba halkina daha iyi bir ekonomik sistem onermektir. Sosyalizmi benimseyen bir ulke tipta ABD'ye ornek teskil edecek noktaya geldiyse (bkz: sicko/michael moore), bu bir basaridir ve halki devrimin gay barlardan cikan zuppelerin mezesinden daha ote ciddi bir is olduguna ikna eden gercek bir nedendir.

    Dort, mevzuya tekrar donersek, adini net hatirlayamadigim llgbt adli escinsel dayanisma orgutu, kendilerini "total" mucadelenin bir kolu olarak mi goruyordu ki komitede bulunmak istediler? Elbette hayir. Basindan beri soyledigim uzere, dogru duzgun kanaat onderi olmayan orgutler gunden gune marjinalleserek halktan kopuyor ve marjinallerce sahipleniliyor. Yuruyus dergisindeki yazi bu sahiplenmeye verilmis sert bir reaksiyon. Icerigine aynen katilmasam da, marksist orgutlenmelerin marjinallesmesinden rahatsizlik duyan her devrimci gibi tepkiyi dogal buluyorum.

    YanıtlaSil
  44. Peki başa dönelim. Gerçek çöküş sovyetlerle başladı bolşevikler daha iktidara geldikleri andan itibaran karşı oldukları şeye dönüşeceklerinin sinyalini verdiler. (Sevgili merkez komitelerinde kaçtane işçi vardı sanıyorsun)Devrimi yapan halk ilk dışlanan oldu.En az eskisi kadar katı bir bürokratik yapı,eleştri kaldırmaz bir liderlik sultası,ayak oyunları ve politik kirliliğe dair herşey kısa geçiyorum...
    İlk tepki kendi içlerinden geldi o yüzdendir ki troçkist haraket kadar konseyci komünistler hakkında bilgilenmek gerekmektedir.

    Sovyetlerin bu yapısı 20.yüzyıldaki bütün marksist leninist örgütlenmelere ve çin hariç devrim talebinde bulunan halklara yol gösterici olmuştur. Nitekim bizde de öyle oldu.

    İşte tam burada sorun başladı.Birçok ezilenin hayalindeki,özgürlükçü adaletçi eşitçi öteki dünya projesi sosyalist bloka büyük anlamda bel bağlamışken, zaten hatalı başlamış bir süreç kendi bünyesindeki çürümüşlüğe dayanamayarak yıkıldı.
    İşte bu çözülüş tüm dünyada büyük bir yenilgi ve umutsuzluk çağının başlangıcı oldu. Bizde ise 2 darbe ve neo liberal-faşist dayanışması, toplumsal olaylar karşısında biraz ses çıkartmış olanları bile silindir gibi ezdi geçti.
    Bütün bunları niye analattım. Büyük yenilgiler ardından toparlanmak kolay değildir. Sosyalist blokun yenilgisi kapitalistlerin ekmeğine yağ sürdü. Bu ortamda bütün ezilen insanları mücadeleye çağırmak 30-40 sene öncesi olduğu gibi kolay değil.

    O yüzdendirki sadece anarşistler ve ya özgürlükçü sosyalistler değil, ne standart sol, hiçkimsenin gösterebileceği bir zafer yok .Ama yeni direnişin örgütlenme biçimi konusunda insanlar çok daha farklı artık. Sen bunu ezberin bozulduğu için veya belki de kitleler üzerinde etkin kaybolduğu için marjinal bulabilirsin.Ama senin gibi düşünenler bir seattle bir genova, bir prag bile organize edememişken öyle veya böyle topraksızlar haraketi 3 milyonu bulmuşken takkeyi önüne koyup nerde hata yaptım diye düşünmek gerekir.

    Ayrıca ataerkilliğin, gençlik düşmanlığının(çoğu partinin gençlik koları alzeimer geçirecek kadar genç)cinsiyetçilğin,yeri geldiğinde jakobenliğin-yeri geldiğinde halk dalkavukluğunun zirvede olduğu, örgütlenmenin; sosyalleşmek,çiftleşmek,bir güç şemsiyesi altına girmek gibi alt psikolojik anlamlarının olduğu (sol veya anarşist hiç farketmez)bir ülkede bırak marjinal politik hareketleri en hafifinden bir haraket beklemek zaten hayaldir.Bu manada Keşke her "devrimci-isyancı" haraket tam da senin deyiminle marjinalleşse de bu topraklarda birşeyler olsa.

    Aksi halde gaylere: "kahrolsun ibneler"- kadınlara:" kadından da devrimci olmaz"demek.Gülsuyunda kentsel dönüşüme karşı halk meclisleri kurup direnen mahalleliye: tepeden bakarak, küçümsemek ve direnişi kırmak.
    hiyerarşik örgüt yapısıyla egosentrik aynı zamanda çok bildiğini sanan ama bir okadar da yanılan lider kültüyle rganize olmak, herşeyin ekonomik indirgemeci çözümlemesine gitmek ve altta yatan psikolojik-sosyolojik ve hatta antropolojik süreçleri görememek, toplum mühendisliğine soyunmak, evreni sadece kendi gözlükleriyle görmek ve hatta karşı olduğu kavramlarda bile tam yetkin olamamak(ki burda faşizm konusunda bu çok açık ortaya çıktı)ve daha sayılabilecek bir sürü unsurla hiçbir kalkışma gerçekleşemez.

    Yürüyüş dergisi için hiçbirşey demeyeceğim sahiplenecek bir tarafı yok o yazının. Tam tersi Faşizm veya faşizan söylem devrimci güzergahtan geldiği zaman dahada sert mücadele etmek gerekir.Bu lakırdıları Polisten,Ülkücülerden duymaya alışığız da Geçmişi ne olursa olsun(aslolan bugündür)bu ülke tarihinde yer etmiş sol bir yapıdan gelmemeliydi.Demek ki eskinin mirasını -zerre- kadar taşımıyorlar.Dilim varmıyor ama belkide haklarında yapılan suçlayıcı yorumlar doğru.

    Herkese özgürlük-eşitlik ve adalet

    YanıtlaSil
  45. hevalbaranov20 Ocak 2010 08:42

    @Adsiz

    Yazdigin mesaj numaralandirdigim sorularin hangisine yanit iceriyor?

    Bolseviklerin davalarini satmalarini anlatarak basladiginiz paragrafi, mikro,cok merkezli, kaotik, yeni direnis bicimine gecisin "bu yuzdendir ki" zorunlu olduguna, -bir onceki mesajinizda birazdan tekrar deginecegim "ekonomi indirgemeciligin" basarisizligindan dem vurup savundugunuz direnis tipinin basarili oldugunu soylerken- yakin tarihte hicbir zafer olmadigina nasil bagladiniz? Esasinda size bir onceki mesajimin ucuncu maddesinde gayet iyi bir zafer ve basari ornegi vermistim.

    Ikincisi (siz bir onceki mesajdaki cevaplanmamis 4 maddeyle beraber bunu 6 olarak kabul edin), israrla escinselligin hastalik oldugunu dusunenleri ulkuculerle ozdeslestiriyorsunuz. Bildigim kadariyla ulkuculerin yemininde kapitalizme ve emperyalizme karsi sozler var. Sanirim bu sosyal gozleminizin kalitesi son iki paragrafiniza kendiliginden gelen bir yanittir.

    Ek olarak, bu gozleminizin algilari sinirdisini kapsamayan kapitalist siyasetcilere has bir bicimi oldugunu, "sol bir yapidan" beklenmeyecek derecede sig, yerel oldugunu belirtmek isterim. Bastan belirttigim gibi, cinsel ozgurluklere karsi herhangi bir bakis acisi, herhangi bir ekonomik sistemle, onu savunanlarla bagdastirilamaz. Buna kaotik mucadele diyorsaniz eger, evvela gidin Tayland gibi erkek cocuklara orospuluk yaptirilan ulkelerdeki kapitalistlere cinsel ozgurluklere bakis acilarini sorun. En az sizin kadar hosgorulu olduklarini goreceksiniz. Yasiniza ve gecmiste yaptiklariniza saygim sonsuz ancak, bu kadar deneyimin ardindan, boylesine aptalca temellere dayanan gozlem ve yargilari ambalajlamak adina sarfettiginiz efora inanamiyorum.

    Ekonomik indirgemecilik sozunuze gelince. Mucadelenin salt ekonomik eksende olursa basarisiz olacagi icin cinsel ozgurlukler dahil pek cok merkezi kapsamasi gerektigini savunan sizsiniz, sayet mucadelenin ozu saydiginiz yerel gundem maddelerini kapsiyor olsaydi, bizim savundugumuz mucadeleye indirgemecilik demen mumkun olurdu. Burada da mesajlarinin hepsinde goze carpan mantik hatalarindan biri sozkonusu.

    YanıtlaSil
  46. ''12 eylül duruşmalarında mahkeme heyetinin yüzüne (içerisinde mahkeme heyeti üyelerinin adlarının da bulunduğu) infaz listesinin okumuş adamlara "faşist" demek abesle iştigaldir.''
    al işte...ondan sonra niye bize faşist diyorlar diye böğürmektesiniz...sizin 'devrimci şiddet' dediğiniz bokun ülkücülerin,faşistlerin şiddetinden farkı nedir?idam cezası gelsin asalım keselim diyen lümpen dallamalardan farkınız nedir?kan dökerek neyi kazanacağınızı sanıyorsunuz?üniversite ortasında bomba patlatınca elinize ne geçecek?halk dostu olduğunuz için mi yapıyorsunuz bunu?halk bunu mu istiyor gerçekten?gazi mahallesi'nde muhtarlığı kazanacağınız meçhul,burda devrim mavraları okuyorsunuz...hassiktirin be koduğumun goşistleri,bokunuzda boğulacaksınız bari günahsız insanlara sıçratmayın pisliğinizi...

    YanıtlaSil
  47. hevalbaranov21 Ocak 2010 18:12

    @Adsiz (sanirim bu baska adsiz)

    Esas bu sig tespitleriniz ve gozlemleriniz ulkuculere ve onlar gibi cehaletini saklayamayan yobaz kulturun insanlarina has seyler. DHKP/C nin intihar ve olum orucu eylemlerini desteklemiyorum (esasinda totalde desteklemem kendilerini) ancak buram buram cehalet kokan mesajlarinizi gordukce -turkiyedeki kitlenin kalitesizligine duydugum ofkenin birikmesinden olsa gerek- yanit vermeden edemiyorum. Soru isaretiyle biten cumleleriniz karsi tarafin kendini sorgulamasina degil cehaletiniz ve cahil cesaretiniz karsisinda sasirmasina sebep oluyor diyecegim ama, yazik ki alistik Turkiye'de kendini solun bir yerlerinde goren insanlarin dahi hurriyet gazetesi yorumlari kalitesindeki yorumlarina.

    Birincisi, milliyetciligin baslica nedenlerinden biri insanlarin fasizmin cizdigi sinirlar dahilindeki gundem cercevesinde birikim sahibi olmasi gelir. Bu birikim kapsaminda yapilan degerlendirmeler sigdir, milliyetcidir ve ayrimcilik tetikleyicidir. Iste siz, siz kendini temel prensibi evrensel (gezegensel degil, kitasal degil, ulusal degil, yoresel degil! E V R E N S E L!!!) dusunup hareket etmek olan ideolojilerin savunucusu olarak gorenler bile 20 30 yillik turkiye gundeminin kapsaminda degerlendiriyorsunuz olaylari. Aydinlara saygi gosterilmeyen bir kulturden geldiginiz cehaletinizden utanmadan yaptiginiz yorumlardan belli. Simdi gozume batan aptalca sorgulamalarinizdan biri olan devrimci siddetle ilgili sorunuza, cevap almak icin bugune kadar ne okudun, ne dusundun, elinde internet var, bir kere guerilla warfare yazip baktin mi tarihine diye soracagim ama, sen daha turkce bilmiyorsun ki kardesim. Bir cakil tasinin uydusu olamayacak buyuklukteki dusunce dunyanla neyi sorgulatmaya calistin anlamadim ki. Okumayan insan cahil kalir kardesim. Sen de goruluyor ki, burada yazilanlari okuma zahmetine katlanmayacak turden bir insansin, mesajinin uslubu ve ozellikle son iki mesajini da eklersek, fasistlerle ne cok ortak yanin cikiyor ortaya.

    40 yil once kesintisiz devrimde ne de guzel tespit etmis Mahir Cayan; size kendinizi hakkinda zerre bilgi birikiminizin olmadigi bir gorusun savunucusu hissettiren sey fasistlerle aranizdaki basit soylem farkliliklaridir. Bana gore, icgudusel olarak bunu farkettiginiz icin baskalarini deyis farkliliklarindan oturu fasistlikle sucluyorsunuz.

    YanıtlaSil
  48. öncelikle ben mesajlarımda komunist olduğumu belirtmedim,zira komunist değilim.fakat kendisini sola yakın hisseden,ve demokratik sol siyaseti destekleyen bir kimseyim.(aklınıza dsp falan gelmesin)
    uzun yazınızın yarısını bana cahil diyerek doldurmuşsunuz.o zaman zahmet edin de bana devrimci şiddet denen nanenin gerekliliğini anlatın,ben de öğreneyim.
    benim çıkış noktam 20-30 yıllık süreçle ilgili değil,aksine gayet evrensel ve insani bir noktadan.demokrat bir insanım ve şiddete,teröre karşıyım.terörü cephenin,askerin veya polisin yapması farketmiyor benim için.aydın düşmanı da değilim.fikir adamlarına saygım sonsuzdur.düşman olduğum şey şiddeti meşru gören zihniyettir.zaten beyninin değil ilkel ve vahşi reflekslerinin yönlendirdiği insanlardan aydın falan olmaz.
    benim yorumlarımın hürriyet gazetesi koktuğunu söylüyorsunuz ya,girin hürriyet.com'a;orada idam cezası geri gelsin asalım keselim diyen binlerce faşist göreceksiniz.kendi mağara hukukuna göre 'cezalandıran','idam eden' komunistlerle o insanlar arasında pek bir fark göremiyorum.gaziosmanpaşa katliamını,ümraniye katilamını araştırın;kimin ülkücülerden farkı yokmuş görürsünüz.

    YanıtlaSil
  49. hevalbaranov22 Ocak 2010 07:57

    @Adsiz

    Bir onceki mesajinda devrimci siddeti 20-30 yillik turkiye gundemi kapsaminda, algilari sinirdisini kapsamayan tipik bir fasist gibi degerlendirdigini yazmistim ve sunu eklemistim:

    "Simdi gozume batan aptalca sorgulamalarinizdan biri olan devrimci siddetle ilgili sorunuza, cevap almak icin bugune kadar ne okudun, ne dusundun, elinde internet var, bir kere guerilla warfare yazip baktin mi tarihine diye soracagim ama, sen daha turkce bilmiyorsun ki kardesim. Bir cakil tasinin uydusu olamayacak buyuklukteki dusunce dunyanla neyi sorgulatmaya calistin anlamadim ki. "

    Hala utanmadan, bir satir okuyup birikim elde ettikten sonra yorum yapma cabasina girismeden, kendince evrensel dusundugunu, kendini solun bir yerinde gordugunu falan soyluyorsun. Salt romantizmden ibaret siddet karsitligi ne ara solculuk oldu? Kendini turkiyedeki salak gundemin solunda gorenler sagcinin onde gidenidir, merak etme liberaller arasinda da, akp genclik kollarinda da senin kadar siddet karsiti demokratlar bulunur.

    Gunlerdir ne konusuluyor burada, hic mi dusunmezsin aptal durumuna dusecegini? Belki isimsiz yaziyorsun ama kendine saygin yok mu senin?

    Cok uzerinde durdun diye soyluyorum. Siddet, daha dogru adiyla militarizm bir ekonomik ve sosyal yapiyi korumak icin gerekli aygitlarin basinda gelir. Devrim dans ederek yapilmaz. Devrim, butun birikimini devrimi yalan yanlis islemis uc bes romantik eserlere borclu, savundugu dusunceyi bilmekten aciz gerzek zuppelerle yapilmaz. Devrim, butun gezegende orgutlenmis olan kapitalizmi korumakla mukellef ordularla savasmadan, adil, esitlikci, insancil ekonomik sistemi insa etmenin -bana ve pek cok kisiye gore- mumkunati yoktur. Eger siddete karsiysan, savundugun tek sey buysa, bari bunu iyi ogren. Karl Marx sana kapitalist toplum gelisim modelini, yarattigi cakismalari ve neticesinde cikan savaslari, "bu senin hikayendir kardesim" deyip anlatmis. Zahmet buyurup ogrenirsen, ki gunumuzde romantizm kadar prim yapmasa da, baslica insancil durtun ogrenmek olmalidir, siddetin cozumune dair bilimsel pek cok teori bulabilirsin.

    "Ve artik size cehaletinizden oturu size kizmiyorum. Zaten, uzun zamandir, Turkiyedeki anarsistlerden de, komunistlerden de, yapici, zekice bir reaksiyon, bir tartisma, bir hareket beklemiyorum. Dunyanin kaynaginin onumuze serildigi teknolojiyi kullanirken bile bu kadar cahil kalabilmek, yetmezmis gibi, basit deyis farkliliklari etrafinda bin yillik dusunce akimlarini ayaklar altina alacak tartismalar koparmak, sanirim insanin bu yuzyilda ne derece pespayelestiginin bir gostergesidir."

    YanıtlaSil
  50. salt şiddet karşıtlığının solculuk olmadığının farkındayım.bahsettiğiniz liberallerden ve 'kendine müslüman' akp tayfasından farkım demokrat olmamdır.o güruhun gözümde kemalistlerden pek de farkı yoktur,zira iki güruh da demokrasiyi 'çoğunluk diktası' zannetmekte,ve kendi çıkarları doğrultusunda sömürüyü devam ettirmektedir.
    salak dediğiniz gündem,milyonlarca insanın farklı şekillerde sömürülmesinin hikayesidir,ve istemeseniz de siz de bu hikayenin içindesiniz.bu durumu reddetmek de sizin bileceğiniz iş.ben açlığı,işsizliği,ırkçılığı,ayrımcılığı,homofobiyi gündem olarak kabul etmeye ve bu sorunlara karşı ses çıkarmaya devam edeceğim.size dünyadaki ve uzaydaki devrim mücadelenizde başarılar dilerim.saygılarımla.

    YanıtlaSil
  51. Devrim hah ağızların pis sakızı.Beynini beşeri ideolojilere satmış izansızlar.Şuan azabın doruğunda olan Karl Marx'ın kitaplarına ara verinde biraz Cemil Meriç okuyun.Evet o da eskiden sizden birisiydi taki gözlerini kaybedip hakikatı bulana kadar.Sizlerin hakikati görebilmeniz için doğru kaynaklarından beslenmeniz,'marjinal' kimlikle dolaşmaktan vazgeçip ulvi ve sonsuz bir denize açılmanız gerekmekte.Düşünün Faşizme ve amerikaya karşı olmanız 'devrim bilincinizden' çıkarılsa geriye ne kalıcak?Bunu tahmin etmek güç değil koskoca bir ''Hiçbirşey''.

    YanıtlaSil
  52. dünyada p-c kadar ölümü yücelten bir sol hareket olduğunu daha sanmıyorum.
    bıraktıkları tek miras "çatışmada ölsem de grup yorum adıma şarkı yapsa, ismimi parka verse" diyen, p-c'yi futbol takımı tutar gibi savunan sol-lümpen hastalıklı bir nesil. eh, bu kafaların bu kadar homofobik olmasında da şaşılacak birşey yok. bir kuşağı ölüm oruçlarında harcayan, sakat bırakanların bir de bunu hala marifetmiş gibi önümüze koyması ise gerçekten traji komik. 1 mayısta cici üniformalarınızı giyip yürüyüşe devam, nası olsa bundan daha fazla yürüyemeyeceksiniz...

    YanıtlaSil
  53. Arkadaşlar yazının savunulacak bir tarafı yok. Nedir bu 12 Eylül, infaz listesi, ölüm orucu edebiyatları? Ölümü şehitlik kisvesi altında yücelten, şehitler ölmez vatan bölünmez edebiyatı yapan milliyetçilerden ne farkınız kalıyor? Yürüyüş'ün ideolojisine geçmeden, derginin kullandığı dil, görseller bana hep itici gelmiştir. Devrim halkla birlikte yapılır ve bu şekilde bir gelişme sağlanamaz.

    Ki bu görselde Devrimci Halk'ın geçmişten beri savunduklarına ve icraatlerine tümden faşist yakıştırması hissedemedim ben. Basit bir özeleştiri yapmış mı Yürüyüş bu yazı için? Bu zor bir şey mi? Eşcinselliğe cinsel sapkınlık yakıştırması yapılmış, bunu eleştirmek çok mu zor? Ama siz örgütüme laf gelmesin diye şartlı refleksle cevaplar veriyorsanız, sizin için önemli konuma gelmiş şey insanların refahı, emekçiler, özgürlük falan değil örgütünüz olmuş demektir. Bir örgütü, bir parti kutsanırsa, devrim gerçekleşse bile, başka Stalin'ler çıkar, bunu kaçınılmaz görüyorum. Bakın, solun, geçmişteki pratiklerden de yola çıkarak, çıkış yoluna yönelik çözümlerine dair özeleştiri falan demiyorum. Basit bir özeleştiri benim beklediğim, sadece bu yazıya yönelik. Ama bu bile doğru düzgün yapılmıyor.

    YanıtlaSil
  54. anarşistlerin hepsi lafta herşeyin en dogrusunu bile asalaklardır iş eyleme pratige geldimi dut yemiş bülbüle dönerler ilk önce anarşizmi insanlara anlatında anarşizmi güçlendirinde ondan sonra millete laf atın

    YanıtlaSil
  55. yürüyüşteki yazıyı bir avrupalıya okutun adamı stalingrad'a kadar kovalarlar akıllı olalım.

    YanıtlaSil
  56. Bu yaptıklarınızı yürüyüşçülerin ya da devrimcilerin karşısında söyleyin sizide kronstadt'a kadar kovarlar, aklını başına devşir derler...

    YanıtlaSil
  57. bu iç mihrak ibne galiba..... fena koymus yürüyüş

    YanıtlaSil