2 Ekim 2011 Pazar

In Vino Conatus (Şarap Etiketi)

6 yorum:

  1. O otoriter yapı olmasa acaba yobaz bir ülkede içki içme özgürlüğünüz olabilir miydi ya da allah'a inanmama?

    peki ya kemalist bir ülkede

    %100 bir ibadet özgürlüğü,

    eğitimi zorunlu tutmasalarda isteyen çocuğunu gönderseler deseler ????

    mesela herşey serbest olsun mu diyorsunuz siz ama herşey kıvırmak yok diyemiyorsunuz değil mi?

    tecavüz, gasp, hırsızlık cinayet ??

    bunlarda serbest olsun siz rahatlamak için içki için allaha inanmayın dans edin içki için vs vs yapın bende sapıklık yapmak istiyorum eroin kullanmak istiyorum adam vurmak istiyoru mdiyen birine neden otoriter biçimde hayır bunu yapamazsın diyoruz ???

    hapse kimseyi atmayalım bence bende bundan yanayım, ama kesinlikle en gelişmiş tolumlarda bile dengesiz insanlar olacak ve toplumların birbirlerinin haklarına tecavüz etmemeleri için belki az belki çok belli bir otoritenin olması şartdır.
    öyle değil mi, özgürlükçü arkadaşlar?

    yoksa ölmeyi, öldürmeyi mi göze almak istersiniz.?

    YanıtlaSil
  2. "Otoriter yapı olmasa müslüman bir ülkede içki içme özgürlüğü olmazdı" sözü çelişkili. İçki içmenin yasak olduğu bir toplum zaten otoriterdir, başta bir diktatörün olması şart değil. Ayrıca zorunlu eğitim başlı başına bir diktatörlüktür. Ben bir anarşist olarak çocuğumu okula göndermek istemiyorum.

    Ayrıca anarşistler özel mülkiyet kavramına karşıdır. Mülkiyetin olmadığı yerde hırsızlık olamaz. Cinsel özgürlüğün olduğu ve ataerkil kültürün yok edildiği bir dünyada tecavüz de sözkonusu olamaz. Pekçok cinnetin ardında mülkiyet ve kültürün rolü vardır. Günümüzde en gelişmiş denilen toplumlarda bile ataerkil toplum hüküm sürüyor, özel mülkiyet yasaları her yerde kapitalizmin sınırları dahilinde işliyor.

    Kimsenin adına konuşamazsınız. Eğer siz birilerine tecavüz etmek, adam öldürmek istemiyorsanız, insan doğası budur diyemezsiniz. Suçu tetikleyen şartlar vardır, bu şartlar insanın doğasından kaynaklanmaz. Fakat tüm şartların mükemmel olduğu bir dünyada adam çıkıp beni öldürmek istiyorsa ve ben kendimi koruyamıyorsam, o benim sorunum ve zayıflığım. Güvenliğimi ve tüm inisiyatifi bir otoritenin eline teslim etmek de acziyetimi gösterir. İnsanlar kendilerini korumayı mı öğrenmeli, kendilerini korudğunu iddia eden birine otorite hakkı mı tanımalı? Ben birinci şıkkı tercih ediyorum ve "kıvırmadan" koşulsuz özgürlük diyorum. Güvenlik uğruna özgürlükten feragat etmenin gerekliliğini otoriteler son birkaç bin yıldır zaten savundu yeterince.

    YanıtlaSil
  3. Yanlış anlamışsın...

    Otoriter bir yapı olmaz ise, güçlü olan, çoğunluk olan diğerine bir şekilde mahalle baskısı yapar. dindar ise içkisine giyimine, dinsiz ise başörtüsüne kurbanına, kürt türk'e,sünni aleviye bi şekilde çoğunluğu elde ettiği yerde baskı kuracaktır illaki, bu şu an yok diyemeyiz ancak, sizin söylediğiniz gibi devlet otoritesi olmaz ise bireysel silahlanma artar, bu ülkede ayyaşlarda var 5 lira için adama öldüren, din adına adam öldüren kürtçülük adına adam öldüren ekonomik çıkarı uğruna adam öldüren,lüks tutkusu, kadın tutkusu esrar eroin...vs vs.. ancak çoğu insan mülayim şekilde yaşayan insanlardır, hırsızlık meselesine gelirsek, sen askerliğede karşısındır ama askrelikteki mantıkla konuşuyorsun,çalınma yoktur yer değiştirme vardır diyorsun yani. elimde silahım varsa silahı olmayanın ekmeğini elincne alabilirim, bugün belki gensin elin ayağuın tutuyor ama yarın kör topal, yaşlı, kimsesiz ve sakat olabileceğini düşünürsen bu fikrini yanlışlığını anlarsın, senin çevren 5 kişilik kendini rahat hissediyorsun karşına 5bin kişilik bir grup çıktığında kendini koruyamazsan kendini güce teslim eymeyi kabul ediyorsun o halde.. tamamen kendini otoriteye teslim etme diye birşey yok nefsi müdafa diye birşey var sonuçta, senin kişisel ailevi vs imkanların bir yere kadar seni ve ihtiyaçlrını karşılayabilir ama unutma hayat güllük gülistanlı olmuyor çoğu zaman, en çarpıcı örnek önümüzde van depremi, enkazın altındasın kim yardım edecek sana? tırı dozeri iş makinesi olan adam sana yardım etmek zorunda mı? etmez ise ve sendende güçlü ise ondna hesap sorabilcek misin?
    tabi ki hayır, ama devlete sövmek kolay tabi siz kolay olanı yapmaya devam edebilirsiniz bilin ki başınız sıkıştığında polise, sağlık ihtiyacınız için devlet hastanesine gideceksiniz, tabi özel hasanyede gidebilirsiniz ama herkesin ekonomik gücü sizin gibi olmayabiliyor bunuda düşünmelisiniz,

    bende çok düşündüm koşulsuz özgürlük mümkün mü diye.. istedim yürekten, bizi köle gibi gören patronalra esir olmayalım istedim mesela, polisin askerin zorbalığına kalmayalım istedim, apartman yöneticisinin denyoluğuna, doktorun kaprisine, öğretmenin burun kıvırmasına. sonra en baştan çözmek için, taa en başa döndüm doğduğum an'a doğmak için ebeye, ölmemek çin anneme donmamak için eve ihtiyacım var... insan muhtaç ise koşulsuz % yüz özgürlük diye birşey yoktur bunu anladım, sorumsuzluk vardır, sorumsuz düşüncezi bir insna olabiliriz ama özgür bir insan olamayız, özgürlük sorumlulukla ters orantılıdır.özgürlük eski bir masaldır.

    YanıtlaSil
  4. Fakat tüm şartların mükemmel olduğu bir dünyada adam çıkıp beni öldürmek istiyorsa ve ben kendimi koruyamıyorsam, o benim sorunum ve zayıflığım. Güvenliğimi ve tüm inisiyatifi bir otoritenin eline teslim etmek de acziyetimi gösterir..

    Bu yorumun için birşey ilave etmek ve bir soru sormak istiyorum.
    Peki hiç düşünemiyor musun, insanlar köye bir hayvan bile musallat olduğunda onu defetmek için toplanır birlikte mücadele eder, eğer ki sen karşındaki karşısında aciz isen ve senden başka bir çok kişi aciz ise yapılacak olan şey nedir sence ? Microdan macroya doğru düşünürsen sonucun devlet olduğunu görürsün, sorun devlette değildir esasında, benimde daha genç yaşlarda devlete küfür etmişiliğim vardır esasında ancak az önce de söylediğim gibi bir özeleştiri kendi kendime bir beyin fırtınası yapınca sorunun devlet gücünden değil devlet gücünü yönetenlerden kaynaklandığını görürsünüz.
    Başımdan geen en basit örnekle bitireyim, benden bir yaş büyük bir arkadaşım ve ben askerlik tecili için gittiğimiz askerlik şubelerinden ben asker o tecilli olarak ayrıldı kanunlar aynı kurallar aynı eğitim durumumuz aynı hatta o benden bir yaşta büyük ama ben askere gitmek zorunda kalıyordum-o değil.
    Dengeli, ahlaklı, vicdan ve akıl sahibi çalışanları ile bir devlet otoritesi şart!

    Yoksa kimse çöpçülük (teşbihtir) yapmak istemez, nasılsa güçlü olduğum kişilerin elindekini namusunu malını mülkünü alma gücüne sahibim neden çalışayım ki der ve haklı gördüğü şeyi insanlardan zorla alır!

    Düzen şarttır, hastda olduğunda doktor, başın sıkıştığında polis, karnını acıktığında manav kasap, çifçi, yol gitmen gerektiğinde yol yapan mühendis arabayı üreten işçi hepsini birden olamazsın belli bir düzen ve kurallar içinde hayatımızı bazen asi bazen kuralcıdan kuralcı bişekilde idame ettirmemiz gerekiyor.
    uçurumun kenarında deli bir şöförün 180 km hız yapmasına müsaade etmezsin, orda otorite sen olursun, otorite her yerde okulda, dişçide manavda, stad'ta camide kilisede parti meclisleirnde, anarşistler bile düzen içinde hareket etmiyorlar mı, belki de yıllardır etmediğiniz için halk nezdinde bir güç kazanamadı bu düşünce demek ki kendi kendini çürüten bir tezi savunuyorsunuz.
    Bende kural tanımam sevmem kuralları, hiç ders çalışmayı sevmedim, sıraya girmekten nefret ederim,faturalrdan hala nefret ediyorum mesela :) ama bunları ne kadar sevmesemde düzenin var olması bana güven veriyor.

    YanıtlaSil
  5. Hiç anlamayacaksın değilmi? @Adsız

    YanıtlaSil
  6. adsız, alternatifin hiç farkında değil.
    oysa öcüyü yaratan ile otoriteyi besleyen aynı güç ve insanlık için çok yüksek bir maliyet! otoriteye harcanan kaynaklar sorun(lu)ların ıslahına harcansa, toplam yaşam kalitesi yükseldiği gibi, suç işleme oranları "cezalık" anlaşıyştan, "tedavilik" anlayışa geçer ki, geri kazanımı çok daha kolaydır.zamanla suç oranı sıfıra doğru evrilir. bu durumda toplumun sırtunda asalak gibi duran bir otorite sektörü üretüme yönlendirilmiş olunur ki, yaşam kalitesi, birbirini tetikleyen neden-sonuçlarla, karesel tempo ile yükselir...

    YanıtlaSil